Çömez okyanus enerji endüstrisi hareket eden sudan elektrik elde etmeyi başardı, fakat ticari bir ürün haline gelmesi zaman alacak.
Bilim adamları şimdi de sistemin daha karmaşık sesleri tanıması için uğraşıyor.
pcworld
Japon bilim adamları, 16 yıldır donmuş halde bulunan fareyi kopyalamayı başardı. Kopyalamada klasik hücre çekirdeği transfer yöntemi kullanıldı.
Elektriğin hızını merak ediyor musunuz? Mesela Türkiye’den Amerika’ya bir kablo çeksek fişi prize taktığımızda karşıdaki lamba ne kadar süre sonra yanar?
Güzel bir soru. Keban barajından çıkan iletim hattına elektrik verildiğinde, Ankara’daki şebekeye bağlı bir lamba ne kadar süre sonra yanar?
Yürüyerek artık elektronik eşyalarımızı şarj etmek için gerekli enerjiyi üretebileceğiz.
Time magazinin 2008′in en iyi icatlarından biri seçtiği ve biyonik enerji toplayıcısı olarak adlandırdığı alet ile artık yolda yürürken elektrik enerjisi elde edebileceğiz. Kanada’da bulunan Simon Fraser Üniversitesindeki araştırmacılardan biri olan Max Donelan tarafından geliştirlen bu alet, yürüme esnasında oluşan enerjiyi, elektrik enerjisine çevirerek, cihazları şarj etmek için kullanılmasına olanak sağlıyor. Bir dakikalık bir yürüyüş ile cep telefonlarında yarım saatlik bir konuşma için gerekli olan enerjiyi sağlayabilen biyomekanik enerji toplayıcısı, dizlere sarılarak kullanılıyor ve toplamda 14 watt olamak üzere her bir ayak için 7 wattlık güç üretiyor.
Önümüzdeki yılın ilk yarısında kanadalı askerler üzerinde test edilecek olan bu alet, hemen hemen tüm sektörlerde mobil cihazlara güç sağlamak amacıyla kullanılacak.
Google Türkiye’nin ana sayfası www.google.com.tr’de, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için tasarlanan ”doodle”a (özel tasarımlı logo) yer veriliyor.
Google Türkiye’den yapılan yazılı açıklamaya göre, doodle olarak nitelendirilen bu özel tasarımlı logolar, 1999 yılından itibaren Google’ın kurucuları Larry Page and Sergey Brin tarafından kullanıldı.
Özel logo uygulamaları, tüm dünya ülkeleri için önemli gün ve tatillere, kültürel olaylara ve tarihte yer alan önemli kişilere bu platformda yer vererek, dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Queensland Üniversitesi’nden araştırmacı Mandyam Srinivasan tarafından yapılan bir araştırmada bal arılarının 4′e kadar sayabildikleri ortaya çıktı.Bir tünelin içerisine 5 işaret yerleştirildi ve bunlardan birine nektar kondu. Tünele bırakılan arılar, nektarın bulunduğu yere uçtu.
Daha sonra nektar başka bir noktaya bırakıldı ve arılar tekrar tünele kondu. Arılar bu kez, önce nektarın ilk konduğu noktaya uçtu, yiyeceği burada bulamayınca, nektarın bulunduğu ikinci noktaya geçti.
Bu şekilde üçüncü ve dördüncü aşamalara geçirilen arıların, dört işarete kadar sırayla yer değiştirebildikleri gözlendi. Ancak arılar, dörtten yukarıya çıkamadı. Araştırmacı Srinivasan, bir susam büyüklüğünde beyne sahip olan arıların gerçekten şaşırtıcı çok sayıda yeteneğinin bulunduğunu söyledi.
Muhtemelen beş yıl içinde, kendisine verilen sesli bir komutu algılayarak basit işlevleri yerine getirebilecek robotlar göreceğiz.
Robotlara ne oldu? 20.Yüzyıl’ın sonunda hepimizin kişisel bir robot uşağı olacağına bile inanmıştık 1970′lerde. Bizim için kahvaltı hazırtlayacak, evi temizleyecek ve hatta ütü yapacaktı. Tıpkı Star Wars’taki C3PO gibi ama daha az ürkütücü bir robot.
Galiba beklentilerimiz biraz fazla büyüktü. Endüstriyel üretimde belli bir işi yapmak için, mesela üretim bandındaki otomobilleri sprey boyayla boyamak için robot yapmak nispeten kolay oldu: Çünkü hangi çevre içinde çalıştıracağınızı kesin olarak bilirseniz robot yapıp çalıştırmak zor değil.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), astronotların uzayın biftek ve sıcak metal gibi koktuğunu anlatmaları üzerine, Dünya’da bu kokuyu oluşturmak için bir kimyager tuttu.
İngiliz parfüm firması Omega Ingredients’tan Steven Pearce adlı kimyagerle anlaşan NASA, astronotları eğitmek için aynı kokunun üretilmesini istedi.
Kuantum teorisi, bilim tarihinin en çok kafa yorulan ve birçok hararetli tartışmaya konu olan teorilerinin başında gelir. Doğurduğu sonuçlar ise yalnız fizik bilimine değil birçok sanat akımına, sosyolojik teoriye ve değişik alanlara ilham kaynağı olmuştur. Kuantum teorisi kabaca bir atomun yörüngelerinde bulunan elektronların enerji seviyeleri arasındaki sıçrayışlardır. İlk bakışta herhangi bir fizik teorisinden farksız gibi gözükse de biraz derinlere indiğimizde aslında bu teorinin akıl almaz süreçlerden geçtiğini görürüz.